Hayatın kırıntıları hakkında...

Hoşgeldiniz...

14 Ekim 2008 Salı

Hazan, hüzün sever...

...Bulut geldi kabardı, yürek durur mu? Yağmur oldu ardından, hüzünde beraberinde. Bir umut güneş ışığını bekledi, az da olsa Gökkuşağı umuduyla ama, o da yoktu... Hazan hüznü sever dedi içinden geçen herşeyi bir cümleye sığdırmışcasına. Evet hüzünde güzeldir dedi. Bir sessizlik aldı etrafı. Sanki durum için yapacak birşey yok, kabullen bunu der gibi gözler gezdi etrafta... Belki de hüzünde geldiğinde cevap vermiyor, yapılacak birşey yok demeye getiriyordu..Geldim işte hüzünlen.. Belli olmaz benim ne an geleceğim, haa gelincede kolay kolay gitmem der gibi bir sessizlik. Öyle değil miydi ya, gerçekten belli olmaz mıydı geleceği? Gerçekten olmazdı.. Hazan biraz belli eder geleceğini onun ama, o da sevdasından.Bulut olur, damla olur, yaprak olurdu sarı sarı .. Onun faydası kendineydi..Ya ne yapsın, çok vakti yoktu ki hüzünle geçireceği. Beraber geçireceği vaktin kısa olacağını bilmek bile, bir hüzün sebebiydi onun için. Öyle içli dışlılar ki ayırmak güç birbirinden onları.

Hazan ile hüzün..Hazan, hüznü sever ama; hüzün, hazanı sever mi acaba? Kim bilir, senede bir kez gelmesi hangi sebepten.. Belki de, hüzün daha çok sever hazanı..Demiş ya şair; "Hergün yüzünü görmek başka, ayrılıpta bir gün, tekrar görmek... işte o bambaşka" diye..

Derin bir nefes, dağıtsa da içinde ki hüznü, hazanda olduğumuzu unutturamaz bize..Bırakalım en iyisi, yaşasınlar içlerinden geldiğini, susmak ve yapacak birşey olmadığını benimsemek, onlara inat destekle. Kimbilir birgün, belki bizde hazan oluruz hüzünlerini arayan ya da hüzün oluruz hazanda sessizliği sağlayan. Hüznü hazanda, hazanı hüzünlü yaşamak olsa gerek işin güzel yanı..Çünkü; hergün yaşamak başka senede bir kez yaşamak başka...

Hiç yorum yok: