Hayatın kırıntıları hakkında...

Hoşgeldiniz...

26 Eylül 2009 Cumartesi

Hayat

Sanki yıllar geçmemişte, bende daha küçükmüşüm, herşeyde eskisi gibiymiş gibi geliyor bazen. Uzun ama bir o kadar hızlı geçenin yıl olduğu, yılların ise ömür ettiği bu dünyada, herşeyin değeri benim kadar hatta benden üstün kimi zaman... Bu zamana kadar, yaptığım, olduğum, gittiğim, sevdiğim, gördüğüm herşeyin toplamına HAYAT demek, belki huzurların en güzeli... Ufak bir gülümseme, sıcak bir dokunuş, gözlerin mutluyken parlaması engel değil bu ömrün sıkıntılarına... Tatların en güzelini almak ve bunu hissetmekse eğer mutluluk, Hayat'ın tadını, Hayattayken alabilmek herşeye bedel. Kimilerinin mutsuz, kimilerinin mutlu ama herkesin yaşadığıysa ömür, Hayat'ın anlamını bulanlar değil mi en şanslılarımız? Eğer, şans varsa ya da tercihse seçilenler, hayatın anlamını bulmak zor olmasa gerek. Beklentisiz sevilmek, beklentisiz sevmek ama bir ömür ve doyasıya olsun, hayatta, Hayat'la.. İyi ki doğmuş ve iyi ki Hayat'ın içindeymişim...

14 Temmuz 2009 Salı

Sessiz...

Sessizdi deniz..
Bir an ses oldu sanki derin dalga içindeki damlacıklar
Ama o da nesi? Yanılsamaydı ses duymak uğruna belki..
Karanlık ve sessiz olmak istemek mi bu gidişler?
Yoksa aydınlık için yapılan son seher vakti mi?
Hani alacakaranlık misali, en karanlık zamandır ya seher vakti
Sessiz ve ıssız...

17 Mart 2009 Salı

Ufak bir dokunuş...

Kelebek gördüğünde gülümsemek gelir içten, beklentisiz ve aniden. Birşeyin habercisidir, ilkbahar, güneş, özgürlük, aşk... Sevinç kaplar hani birden içini. Kalbine dokunur uçuşundaki zerafet, havadaki süzülüşü. Sevince neden az ve öz olması mıdır o anın, bir anda hiç beklemeden beliren? Hayata dair yaşanılmış, yaşanan ne varsa biranda olan, az olan heyecan vermez mi? Bir çocuğun gülümsemesi, bir çiçeğin açması, başardığın bir yarış, uzun zamandır görülmemiş sevgili... Tersi ise istenilmeyendir hep...

Kelebeğin, o eşsiz ve benzersiz yaşattığı gülümseme nedendir? Kanadına dokunulduğunda bitecek olan bir yaşam mı acaba? Herşeyi bitiren ufak bi dokunuş belki... Böyle mi olması gerekir, hiç mi affedilesi yanı yoktur bu hatanın? Öyle ya ummaktan başka birşey gelmez olur elden... Ummaktır, yitip gidene inat, amaçsızca af dilemek. Belkide, kanadın son çırpınışındaki hareket kadar güçlü, ama bir o kadar da yetersiz geleceği bilenen, hayata inat...

Evet... Giden, yiten, biten, acıtan, can yakan ama bir umutta olsa, bunun bilincinde marur ve pişman olmaksa af dilemek eğer; Hayat, beni affet sanırım kanadına dokundum...

16 Şubat 2009 Pazartesi

HAYAT (NIETSZCHE)

Gidene kal demeyeceksin. ..
Gidene kal demek zavallılara,
Kalana git demek terbiyesizlere,
Dönmeyene dön demek acizlere,
Hak edene git demek asillere yakışır.
Kimseye hak etmediğinden fazla değer verme,yoksa değersiz olan hep
sen olursun...

Düşün...
Kim üzebilir seni senden başka?
Kim doldurabilir içindeki boşluğu sen istemezsen?
Kim mutlu edebilir seni, sen hazır değilsen?
Kim yıkar, yıpratır sen izin vermezsen?
Kim sever seni, sen kendini sevmezsen?
Her şey sende başlar, sende biter...
Yeter ki yürekli ol, tükenme, tüketme, tükettirme içindeki yaşama
sevgisini...
Ya çare sizsiniz yada çaresizsiniz. ..

Öyle bir hayat yaşadım ki cenneti de gördüm cehennemi de.
Öyle bir aşk yaşadım ki tutkuyu da gördüm pes etmeyi de.
Bazıları seyrederken hayat ı en önden, kendimi bir sahnede buldum,
Oynadım.
Öyle bir rol vermişlerdi ki okudum okudum anlamadım.

Kendi kendime konuştum bazen evimde, hem kızdım hem güldüm halime.
Sonra dedim ki söz ver kendine
Denizleri seviyorsan dalgaları da seveceksin,
Sevilmek istiyorsan önce sevmeyi bileceksin,
Uçmayı biliyorsan düşmeyi de bileceksin,
Korkarak yaşıyorsan yalnızca hayatı seyredeceksin.
Öyle hayat yaşadım ki son yolculukları erken tanıdım.
Öyle değerliymiş ki zaman hep acele etmem bundan anladım...

14 Ocak 2009 Çarşamba

İçten...İçe

Gizli öznesi sen olan,
Henüz miş'li geçmemiş bir hikayede,
Zamansız bir yüklemim,
Anlamsızca acılar yüklendiğim...

Geçmişimi bile yaşamamışken kana kana,
Geleceğinden utanan bir insanın,
Suskunluğu var,
Dudaklarımın satırbaşlarında.

Anlatırım hücrelerimin her zerresini
Ahh bir dinlesen...
Fakat adım gibi biliyorum,
Söylenmez ki her dile gelen.

Cesaretim yoktu belki de,
Kendi doğrularımı kendime anlatmaya?
Yoksa sinemde gizli bir yaramıydı nefes alışlarım
Beni içten içe öldüren.

Anla işte,hani diyorum ki;
Bir fondiplik ömrüm olsaydı eğer,
Senin elindeki bir kadeh rakıda,
Küçük bir buz parçası olarak erimeye değer...

Orhan ELLİSEKİZ (Kırk yıllık arkadaş)