Çaresiz tavırların hüküm sürdüğü; kainatın, hayatın zamanlaması ne kadarda bilinmez bir doğaya sahip düşününce. Tavırlarda ki çaresizlik ara sıra yerini bilince devretsede, bizler onu olduğu gibi kabulleniriz kimi zaman. Çözümlemede çare kendi bilincimiz olarak görünsede, belki de çare olamayacağımız düşüncesi veya olmak istemeyişimiz bizleri bu doğanın içine, merkez yapan başlıca kıstas olsa gerek..
Buyrun bir çaresiz davranışın zamanlaması..Hayat bir bardak çay gibi..Sabırsızlık yapar, daha dumanı tüterken içmeye kalkarsan dilini yakar , uzun süre gitmez o acı his...Bir şeylere dalıp içmeyi unutursan soğur, buz gibi olur ve tatsızlaşır, vazgeçersin içmekten..İçilebilecek halini ise çoğunlukla kaçırırsın. İşte o içilebilecek halini yakalayabilirsen ancak, içmekten keyif alırsın...Çarenin sabır olduğu açıktır aslında, ama sinirlenilen şey çayın sıcak olmasıdır..
Çoğu şeyde böyle değil midir ya? Çarenin doğasını bizim yönettiğimiz açık değil midir? Tabi ki istisnalar olacaktır ama bizler çoğunlukla, o istisnaları mazeret gösteririz bu olumsuzluklara. Ve sonunda ki keyfi yaşamayamak, hayatın tadına bir türlü varamamaktan imtina eder dururuz.Geçen zamanı hoyratça harcayarak. Halbuki o çaresizliklerin, çaresinin biz olduğumuz bilinciyle; Zamanında söylenilen bir "Evet", sıcaklığında tutulası bir çift el, tadında içilen çaylar, uzun zamandır görmediğiniz insanların görüldüğünde yaşanan mutluluk, yerine getirilmiş sözler , sabrın bize sundukları, tavında dövülmüş demir... hayatınızı huzurlu ve keyifli kılacaktır.
Çarenin, siz olduğu bilincine varmak sizleri, kainatın bu çaresiz edasında mutlu etmenin tek yolu olduğu açık. Ancak; zamanını kaçırmadan, kesinlikle zamanında yaparak. Çünkü, ne çok vaktimiz var, ne de az...
Teşekkürler Eda...
Buyrun bir çaresiz davranışın zamanlaması..Hayat bir bardak çay gibi..Sabırsızlık yapar, daha dumanı tüterken içmeye kalkarsan dilini yakar , uzun süre gitmez o acı his...Bir şeylere dalıp içmeyi unutursan soğur, buz gibi olur ve tatsızlaşır, vazgeçersin içmekten..İçilebilecek halini ise çoğunlukla kaçırırsın. İşte o içilebilecek halini yakalayabilirsen ancak, içmekten keyif alırsın...Çarenin sabır olduğu açıktır aslında, ama sinirlenilen şey çayın sıcak olmasıdır..
Çoğu şeyde böyle değil midir ya? Çarenin doğasını bizim yönettiğimiz açık değil midir? Tabi ki istisnalar olacaktır ama bizler çoğunlukla, o istisnaları mazeret gösteririz bu olumsuzluklara. Ve sonunda ki keyfi yaşamayamak, hayatın tadına bir türlü varamamaktan imtina eder dururuz.Geçen zamanı hoyratça harcayarak. Halbuki o çaresizliklerin, çaresinin biz olduğumuz bilinciyle; Zamanında söylenilen bir "Evet", sıcaklığında tutulası bir çift el, tadında içilen çaylar, uzun zamandır görmediğiniz insanların görüldüğünde yaşanan mutluluk, yerine getirilmiş sözler , sabrın bize sundukları, tavında dövülmüş demir... hayatınızı huzurlu ve keyifli kılacaktır.
Çarenin, siz olduğu bilincine varmak sizleri, kainatın bu çaresiz edasında mutlu etmenin tek yolu olduğu açık. Ancak; zamanını kaçırmadan, kesinlikle zamanında yaparak. Çünkü, ne çok vaktimiz var, ne de az...
Teşekkürler Eda...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder